BETTER CALL SAUL - BREAKİNG BAD SONRASI TUTUNACAK DAL ARAYANLARA
By Ezgi Üstadımız - Kasım 13, 2015
Herkes öyle ya da böyle izlemese de Breaking Bad'i biliyordur. Ah bir de izleyenler için nasıl bir dizi olduğunu anlatmama gerek yok eminim ki. Kurgusu, oyuncu seçimleri, her bölümde keşfedilen inanılmaz derece güzellikteki müzikleri, hikayeyi anlatışı... O dizi hayatımda izlediğim en iyi hikayelerdendi. Ama bitti... Eğer bir Breaking Bad izleyicisiyseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Ondan sonra hadi şu diziye de başlayayım dediğiniz her dizide bir eksiklik hissedersiniz, hep aynı sahneler dersiniz, aynı tahmin edilmesi kolay kurgular (her dizi değil tabi ki)...
Neyse, ben ve mavi gözlü devim Breaking Bad sonrasında tam manasıyla tek bir diziye vurulduk. O da Better Call Saul. Evet yine kamera arkasında hemen hemen aynı ekip olsa da, dizinin ana karakteri Breaking Bad için yaratılan bir karakterlerden biriyse de, Better Call Saul kesinlikle Breaking Bad'den her noktada ayrılan bir dizi. Ama itiraf edeyim yine aynı kurgu eşiği ve aynı kalite Better Call Saul'da da devam ediyor. Ayrıca Breaking Bad dizisindeki sevilen karakterlerden olan ve öldüğünde çok üzüldüğüm Mike karakteri de Better Call Saul'da!
Dizinin genel konusundan bahsetmek gerekirse Jimmy McGill abisinin yardımıyla ve hayatta bir şeyleri başarabilmek umuduyla avukat olmaya karar vermiş ve bunu başarmış biridir. Ancak abisinin çok ender görülen bir rahtsızlığı vardır ve Jimmy McGill hem ona bakmak hem de kendi hayatını idame ettirmek zorundadır. Ama sorun şudur ki Jimmy McGill'in başından ayrılmadığı ve güzel bir dava için çalmasını beklediği telefonu bir türlü çalmamaktadır. Fakat McGill akıllı bir adamdır ve hayatında çok şey görüp geçirmiştir. Ve yavaş yavaş şekillenen hayatında domino taşları misali bir devrilme ve kendini yeniden yaratma sürecinin başlamasına az kalmıştır.
Kısacası Better Call Saul Jimmy McGill'in Saul olma hikayesini anlatıyor.
8 Şubat 2015 tarihinde ilk bölümü yayınlanan dizi 10 bölüm sonra sezon arası verdi ve yeni bölümleriyle 2016 senesinde ekranlara dönecek. (Haber bülteni gibi mi oldu ne?)
Artık dönsün, dönmeli!!!
Kısacası;
İzleyin,
İzletin,
Tekrarlarını tekrar tekrar izleyin...
Neyse, ben ve mavi gözlü devim Breaking Bad sonrasında tam manasıyla tek bir diziye vurulduk. O da Better Call Saul. Evet yine kamera arkasında hemen hemen aynı ekip olsa da, dizinin ana karakteri Breaking Bad için yaratılan bir karakterlerden biriyse de, Better Call Saul kesinlikle Breaking Bad'den her noktada ayrılan bir dizi. Ama itiraf edeyim yine aynı kurgu eşiği ve aynı kalite Better Call Saul'da da devam ediyor. Ayrıca Breaking Bad dizisindeki sevilen karakterlerden olan ve öldüğünde çok üzüldüğüm Mike karakteri de Better Call Saul'da!
Dizinin genel konusundan bahsetmek gerekirse Jimmy McGill abisinin yardımıyla ve hayatta bir şeyleri başarabilmek umuduyla avukat olmaya karar vermiş ve bunu başarmış biridir. Ancak abisinin çok ender görülen bir rahtsızlığı vardır ve Jimmy McGill hem ona bakmak hem de kendi hayatını idame ettirmek zorundadır. Ama sorun şudur ki Jimmy McGill'in başından ayrılmadığı ve güzel bir dava için çalmasını beklediği telefonu bir türlü çalmamaktadır. Fakat McGill akıllı bir adamdır ve hayatında çok şey görüp geçirmiştir. Ve yavaş yavaş şekillenen hayatında domino taşları misali bir devrilme ve kendini yeniden yaratma sürecinin başlamasına az kalmıştır.
Kısacası Better Call Saul Jimmy McGill'in Saul olma hikayesini anlatıyor.
8 Şubat 2015 tarihinde ilk bölümü yayınlanan dizi 10 bölüm sonra sezon arası verdi ve yeni bölümleriyle 2016 senesinde ekranlara dönecek. (Haber bülteni gibi mi oldu ne?)
Artık dönsün, dönmeli!!!
Kısacası;
İzleyin,
İzletin,
Tekrarlarını tekrar tekrar izleyin...
Sonunda Kore'den yaptığım ilk alışverişimin ürünleri elime ulaştı. Daha önce Wishtrend sitesinden alışveriş yaptığımı, siteyle alakalı düşüncelerimi şu yazıda anlatmıştım. Ve 30 Ekim tarihinde verdiğim siparişim dün elime ulaştı. 3 Kasım'da yola çıkan kargo Türkiye'ye 10 Kasım'da giriş yaptı, ancak PTT kargo paketi dün getirdi. Velhasıl kelam siparişim gayet hızlı bir biçimde (hatta hiç beklemediğim kadar) geldi.
Elbette gelir gelmez paketi paramparça etmek istedim ama hanımefendiliğimi bozmadım ve nazikçe ağır hareketlerle açtım. Öncelikle ürünler sıkıntısız bir biçimde ve hiçbir hasar almadan geldi. Wishtrend sağ olsun yanında 4 tane mini boy krem ve 1 tane de yüz maskesi göndermiş hediye olarak.
Gelen hediyeleri daha denemedim, Çünkü önce Pure Vitamin C20 Serum tedavisine başladım. İlk denememi de dün akşam yaptım. Serumu ve Vitamin Sleep 9 to 5 kremini kullanmadan önce yüzümün en lekeli bölgesinin fotoğrafını çektim. Bir hafta sonra gelişmeye bakacağım, yine buradan da paylaşırım.
Öncelikle her iki ürünün de kokusu çok ama çok güzel. Tıpkı portakal gibi ama ağır değil, gayet ferah. İlk denemede serumun yüzümü biraz gerdiğini fark ettim. Ancak yüzüm serumu iyice emdikten sonra sürdüğüm Vitamin Sleep kremi hem yüzümü yumuşattı, hem de güzel bir hafiflik hissi verdi. Yağlı, yüze yapışan kremler gibi değil açıkçası. Benim cildim zaten yağlı olduğu için o formda kremler kullanamıyorum ama Vitamin Sleep krem gerçekten çok hoşuma gitti. Bugün de ikinci günüm, az önce kremi sürdüm ve yine aynı hissi yaşıyorum. Genel olarak iki üründen de cildimi ağırlaştırmadığı ve tahriş etmediği için memnunum. Ama işe yarayıp yaramadığı daha sonraki günlerde belli olacak.
Her iki ürünle alakalı merak ettiklerinizi sorabilirsiniz. Seve seve bilgi veririm :)
![]() |
| Bizim beyefendi semalara dalmış :) |
Elbette gelir gelmez paketi paramparça etmek istedim ama hanımefendiliğimi bozmadım ve nazikçe ağır hareketlerle açtım. Öncelikle ürünler sıkıntısız bir biçimde ve hiçbir hasar almadan geldi. Wishtrend sağ olsun yanında 4 tane mini boy krem ve 1 tane de yüz maskesi göndermiş hediye olarak.
Gelen hediyeleri daha denemedim, Çünkü önce Pure Vitamin C20 Serum tedavisine başladım. İlk denememi de dün akşam yaptım. Serumu ve Vitamin Sleep 9 to 5 kremini kullanmadan önce yüzümün en lekeli bölgesinin fotoğrafını çektim. Bir hafta sonra gelişmeye bakacağım, yine buradan da paylaşırım.
![]() |
| Pure Vitamin C20 Serum |
Öncelikle her iki ürünün de kokusu çok ama çok güzel. Tıpkı portakal gibi ama ağır değil, gayet ferah. İlk denemede serumun yüzümü biraz gerdiğini fark ettim. Ancak yüzüm serumu iyice emdikten sonra sürdüğüm Vitamin Sleep kremi hem yüzümü yumuşattı, hem de güzel bir hafiflik hissi verdi. Yağlı, yüze yapışan kremler gibi değil açıkçası. Benim cildim zaten yağlı olduğu için o formda kremler kullanamıyorum ama Vitamin Sleep krem gerçekten çok hoşuma gitti. Bugün de ikinci günüm, az önce kremi sürdüm ve yine aynı hissi yaşıyorum. Genel olarak iki üründen de cildimi ağırlaştırmadığı ve tahriş etmediği için memnunum. Ama işe yarayıp yaramadığı daha sonraki günlerde belli olacak.
![]() |
| Vitamin Sleep 9 to 5 Crema |
Her iki ürünle alakalı merak ettiklerinizi sorabilirsiniz. Seve seve bilgi veririm :)
Bizim canımız tatlı çektiğinde (ki bu hep olur) pratik ve çok uzun sürmeyecek şeyler yaparım. Havuç topları da bu tariflerden biri. Yapması da çok kolay. Sizinle paylaşmak istedim, eğer aranızda tarifi yapanlar ya da daha önce farklı bir şekilde deneyenler varsa yorum bırakırsanız çok sevinirim...
Malzemeler:
3 orta boy havuç
1 çay bardağı portakal suyu (veya su)
1 su bardağı şeker
1,5 yemek kaşığı margarin
1,5 paket petibör bisküvi
1 avuç ceviz (veya fındık)
Üzeri İçin:
Hindistan cevizi
Hazırlanışı:
Evvela havuçları rendenin küçük kısmında rendeliyoruz. Sonrasında rendelenmiş havuçları, portakal suyunu ve şekeri bir tencereye koyup suyunu iyice çekene kadar kaynatıyoruz. Sonrasında tencereyi kenara alıp margarini içine koyup eriyene kadar karıştırıyoruz. Başka bir kap içinde parçaladığımız petibör bisküvileri yavaşça havuçların üzerine ekleyerek yavaşça harmanlıyoruz.
Son olarak ufaladığımız cevizleri de karışıma ekleyip biraz soğumasını bekliyoruz. Karışım elinizin yanmayacağı düzeyde ılındığı zaman şekil vermeye hazırsınız demektir. Kolay şekil vermek için bir kaseye su koyup ellerinizi bununla ıslatarak karışımdan küçük parçalar alıp yuvarlayabilirsiniz. Sonrasında yuvarladığımız havuç toplarını derin bir tasın içine koyduğumuz hindistan cevizine batırıyoruz.
İşlem tamamdır!
Hazırladığınız havuç toplarını sunmak için tabağa dizebilirsiniz.
Afiyet olsun...
YURT DIŞINDAN ALIŞVERİŞ - WİSHTREND (NEDİR, NASIL KULLANILIR, GÜVENİLİR Mİ?)
By Ezgi Üstadımız - Kasım 04, 2015
Yurt dışından alışveriş yapmak her ne kadar geniş bir ürün çeşitliliğini önünüze serse de, insan "güvenilir mi acaba?" sorusuyla boğuşuyor haliyle. Kendimle barışık bir insan olsam ve kendimi sevsem de bedenimle alakalı hayattaki en büyük amacım yüzümdeki ergenlikte beliren sivilcelerin geride bıraktığı lekelerden kurtulmak! E haliyle bunun için de senelerdir araştırmalar yapıyorum, o doktora gidiyorum yok olmuyor bu doktora gidiyorum, o da olmuyor o bitkisel karışımı kullanayım diyorum sonra vazgeçiyorum. Her neyse yaklaşık 4 sene önce sivilcelerimi kurutmak amacıyla Roaccutane tedavisine başlamış ve 3 ayda sivilcelerimden tamamiyle kurtulmuştum. Ne yalan söyleyeyim o günden sonra yüzümün tüm bölümlerini kaplayan sivilcelerden kurtulsam da özel günlerin öncesinde ve bazen abur cuburu çok kaçırdığımda yine orada burada pırtlıyorlar.
Tedaviden sonra lekelerimi geçirmek için çok yöntem denedim ama olmadı. 1 senedir lekelerim için herhangi bir şey kullanmıyorum. İnternet üzerinden sürekli araştırmalar yapıp yeni bilgiler öğreniyorum. Wishtrend ile de böyle tanıştım. Youtube'dan bir video izleyecektim ve sivilce lekeleriyle alkalı bir video gördüm, o videodan o videoya derken Wishtrend'le tanıştım. Öncelikle biraz Wishtrend sitesinden bahsetmek istiyorum;
Wishtrend Kore'de hizmet veren ve tüm dünyaya gönderim yapan bir kozmetik sitesi. Sitede başka yerlerde bulamayacağınız markaların ürünleri var. Özellikle yurt dışında bu sitedeki ürünleri kullanan kişi sayısı hayli fazla, ancak ülkemizde henüz bilinmiyor. Wishtrend üzerinden yapılan 69$ ve üzeri alışverişlerde free shipping olabileceği gibi bazı ürünlerde de fiyatı daha düşük olsa bile free shipping olabiliyor. Siteye kolayca üye olabilirsiniz. Ayrıca ürünlerin çoğunda kullanıcıların yorumları da mevcut. Sitede ödeme sistemi olarak PayPal kullanılıyor ve şahsen bu benim içime su serpti. Normal posta yoluyla gelen ürünlerin teslim süresi 15 iş günü. Ama daha fazla para ödeyerek ürünlerinizin daha hızlı gelmesini de sağlayabilirsiniz.
Ben siteden alışveriş yaptım ancak ürünler henüz elime ulaşmadı, benim bu yazıyı yazmamdaki amaç ise sitenin kullanımına ve benim ilk izlenimlerime yönelik bilgi vermek. Aldığım ürünlere gelecek olursak;
Aldığım ürünler elbette ki lekelerim için. Özellikle çok fazla araştırdığım, videolarını izlediğim ve yorumlarını defalarca okuyarak karar verdiğim Pure Vitamin C20 Serum.
Bu ürün Kore'de 2014 senesinin en çok satılan ve kullanılan ürünü olarak seçilmiş. Ciltteki lekelerin kısa bir süre içinde gözle görülür bir biçimde açılmaya başladığı söylenmiş. Yani bu ürün bana çok şey vadediyor. Bu ürünü kullanan yurt dışındaki blogların da gerçekten iyi olduğunu söylediği bir serum. Hemen gelsin de denesem diyorum. Umarım her şey beklediğim gibi gelişir.
Aldığım ikinci ürün ise Pure Vitamin C20 Serumunun işlevselliğini arttıran ve lekelerin daha iyi kaybolmasını sağlayan Vitamin Sleep 9 to 5 Crema. Bu ürünün de yorumları gayet güzeldi, sadece gece yatarken kullanılıyor. Kullanım şekillerini ürünler geldiğinde daha detaylı bir biçimde yazacağım.
Son söz olarak Wishtrend güvenilir bir site. Eğer ihtiyacınız olan ürünler varsa rahatlıkla alışveriş yapabilirsiniz. Siteyi incelmek veya alışveriş yapmak için tık tık.
Eğer bir kedi normalden daha fazla kaşınıyorsa akıllara gelen ilk soru "pirelendi mi yoksa" olur. Şahsen bizim için öyle. Ve bu tahmininizde haklı çıktıysanız ne yapsak diye dövünmeye başlarsınız. Genellikle ritüel şöyle gerçekleşir; kedimizin tüyleri aralanmak kaydıyla pirelendi mi diye bakılır - eğer pire görüldüyse ve birden fazlaysa veteriner hekime danışılır - veterinere götürülür pire damlası yaptırılır ve pirelere veda.
Ama bunun daha organik bir yolu var ve biz bu yolu tercih ediyoruz. Herhangi bir kimyasal omadan da pirelerden rahatlıkla kurtulabilirsiniz. Nasıl mı? İşte tarif;
1 yemek kaşığı pelin otu
1 yemek kaşığı solucan otu
2 su bardağı su
(Evet sadece bu kadar. Bu otları büyük aktarlardan rahatlıkla temin edebilirsiniz.)
Otları ve suyu bir kabın içerisine alarak kısık ateşte su kaynayıncaya kadar bırakıyoruz. Sonrasında ise hazırlanan karışımı soğuması için bekletiyoruz. Soğuduktan sonra karışımı ister fıs fıslı bir şişeye koyun isterseniz de elinizle yavaşça kedinizin tüylerine sıvıyı yedirin. Bu işlemi yaparken kedinizin bulunduğu yerin altına beyaz bir havlu veya bez sermeniz iyi olur. Siz sıvıyı sürdüğünüz anda pireler kaçışmaya başlayacak ve bezin üzerine dökülecek. Siz de yakaladıklarınızı öldürebilirsiniz. İşte bu kadar. Hem kedinizin tüylerini yalaması da sorun çıkarmaz. Çünkü tamamen bitkisel.
Umarım yardımcı olabilmişimdir, can dostlarınızla mutlu, huzurlu ve piresiz zamanlar diliyorum...
![]() |
| Organik Pire İlacının Yüzü Oğluşumuz :) |
1 yemek kaşığı pelin otu
1 yemek kaşığı solucan otu
2 su bardağı su
(Evet sadece bu kadar. Bu otları büyük aktarlardan rahatlıkla temin edebilirsiniz.)
Otları ve suyu bir kabın içerisine alarak kısık ateşte su kaynayıncaya kadar bırakıyoruz. Sonrasında ise hazırlanan karışımı soğuması için bekletiyoruz. Soğuduktan sonra karışımı ister fıs fıslı bir şişeye koyun isterseniz de elinizle yavaşça kedinizin tüylerine sıvıyı yedirin. Bu işlemi yaparken kedinizin bulunduğu yerin altına beyaz bir havlu veya bez sermeniz iyi olur. Siz sıvıyı sürdüğünüz anda pireler kaçışmaya başlayacak ve bezin üzerine dökülecek. Siz de yakaladıklarınızı öldürebilirsiniz. İşte bu kadar. Hem kedinizin tüylerini yalaması da sorun çıkarmaz. Çünkü tamamen bitkisel.
Umarım yardımcı olabilmişimdir, can dostlarınızla mutlu, huzurlu ve piresiz zamanlar diliyorum...
Elena Ferrante - BENİM OLAĞANÜSTÜ AKILLI ARKADAŞIM
By Ezgi Üstadımız - Kasım 01, 2015
Kitabı bitirdim, ancak üzerinden iki gün geçince tekrar elime alıp bazı sayfalarını baştan okudum. Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım öyle bir kitap ki her şeyi yarım bıraktırabilir ama siz elinizden bu kitabı bırakamazsınız. Şimdi tam hatırlayamıyorum ama iki ay önce bu kitabı alacaklarım listesine dahil etmiştim, nereden gördüm nasıl karar verdim dediğim gibi hatırlamıyorum. Listeme eklediğim bir kaç kitap daha sonra alınmak üzere listemden çıktı, ancak bu kitap çıkmadı. Hatta ikincisinin de çevrilmiş olduğunu görünce listeme onu da dahil ederek iki kitabı birden aldım.
Kitap Napoli'nin ara mahallelerinden birinde yetişen iki kızın öyküsü aslında. İki arkadaş diyemeyeceğim ilk etapta. Çünkü bu iki kız el ele karanlığa giden bir merdivenden çıkarken gerçekten arkadaş oluyorlar. Lenu ve Lila (ona sadece Lenu böyle hitap ediyor) aynı mahallede doğmanın katkısıyla beraber şekilleniyorlar. İlk çocukluk yıllarında mahallelerinde bulunan her çocuk gibi onlar da masallardaki canavardan yani Don Achille'den korkuyorlar. Çocuklar... Ama yıllar ilerliyor, Lila mahallede kalırken Lenu mahallenin dışına çıkıyor. Yeni insanlar, yeni arkadaşlar, yeni yerler keşfediyor. Ama Lila'dan kopamıyor. Lila eğer bir işi başarmak için çalışırsa Lenu'nun da içinden aynı şeyi yapmak geliyor. Eğer Lila yoksa Lenu da sıkılıyor. Yani Lenu'nun içinde öyle bir Lila oluşuyor ki, onsuz her şey anlamsız geliyor.
Kitap boyunca düşündüm. Ben aynı şartlarda olsaydım Lenu mu olurdum Lila mı? Karar vermesi güç. Lenu her zaman alttan alan ve sabır gösteren taraf. Lila ise hep yapmak istediği şeyi yapan, istediğini elde eden, mahalledeki herkesten daha farklı düşünen biri. Lenu'nun zaman zaman içinden geçirdiği üzere 'kötü biri o'.
Bilmem... Belki de.
Ama sanırım bunu hikayenin geri kalanında anlayabileceğim.
kitabı bitirdikten sonra yaptığım ilk şey Everest Yayınları'na mesaj atmak oldu. Mesajın konusu tahmin edilebilir aslında; "3. kitabı ne zaman basacaksınız?"
Yani Napoli Romanları serisi öyle bir seri. Okuyun, okutun...
Kitap Napoli'nin ara mahallelerinden birinde yetişen iki kızın öyküsü aslında. İki arkadaş diyemeyeceğim ilk etapta. Çünkü bu iki kız el ele karanlığa giden bir merdivenden çıkarken gerçekten arkadaş oluyorlar. Lenu ve Lila (ona sadece Lenu böyle hitap ediyor) aynı mahallede doğmanın katkısıyla beraber şekilleniyorlar. İlk çocukluk yıllarında mahallelerinde bulunan her çocuk gibi onlar da masallardaki canavardan yani Don Achille'den korkuyorlar. Çocuklar... Ama yıllar ilerliyor, Lila mahallede kalırken Lenu mahallenin dışına çıkıyor. Yeni insanlar, yeni arkadaşlar, yeni yerler keşfediyor. Ama Lila'dan kopamıyor. Lila eğer bir işi başarmak için çalışırsa Lenu'nun da içinden aynı şeyi yapmak geliyor. Eğer Lila yoksa Lenu da sıkılıyor. Yani Lenu'nun içinde öyle bir Lila oluşuyor ki, onsuz her şey anlamsız geliyor.
Kitap boyunca düşündüm. Ben aynı şartlarda olsaydım Lenu mu olurdum Lila mı? Karar vermesi güç. Lenu her zaman alttan alan ve sabır gösteren taraf. Lila ise hep yapmak istediği şeyi yapan, istediğini elde eden, mahalledeki herkesten daha farklı düşünen biri. Lenu'nun zaman zaman içinden geçirdiği üzere 'kötü biri o'.
Bilmem... Belki de.
Ama sanırım bunu hikayenin geri kalanında anlayabileceğim.
kitabı bitirdikten sonra yaptığım ilk şey Everest Yayınları'na mesaj atmak oldu. Mesajın konusu tahmin edilebilir aslında; "3. kitabı ne zaman basacaksınız?"
Yani Napoli Romanları serisi öyle bir seri. Okuyun, okutun...















