Algernon'a Çiçekler - Daniel Keyes (Nebula En İyi Roman Ödülü) #okudum
By Ezgi Üstadımız - Kasım 25, 2017

üç kör fare...üç kör fare,
nasıl da koşuyorlar bak! nasıl da koşuyorlar,bak!
Kitabı tam da şu anda elimden bıraktım ve şimdi harfler önümde ama ne yazacağımı toparlamak için kendimle cebelleşiyorum.
Algernon'a Çiçekler okunması zor bir roman. 1959 yılında ilk kez yayınlanmış ve Nebula En İyi Roman Ödülü'nün de sahibi olmuş. Yazarın dilimize çevrilen başka romanı olup olmadığına baktım ama yine aynı romanın Kobay ismi ile çevrilmiş olduğunu gördüm. Daha fazla kitabını Türkçe çeviri ile okumak isterdim.
Çok düşük bir IQ seviyesiyle doğan Charlie hayatı boyunca insanlara kendini kabul ettirmek için tüm iyiliğini kullanan, buna rağmen en başta kendi ailesi olmak üzere kabul görmeyen 30'larında bir adamken, günün birinde bilim adamları için en iyi denek olacağı düşüncesiyle zeka seviyesinin artmasını sağlayacak bir ameliyatla gerçekten de gün geçtikçe daha zeki biri olmaya başlıyor.
Kitabın ana ironilerinden biri ilk sayfaları okuduğunuz anda bunda bir yanlışlık var demenize neden olacak bariz bir şekilde gözle görülebilen yazım yanlışlarıyla dolu olması. Sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki küçük bir çocuğun zeka seviyesine sahip olan ve ameliyatın ardından gittikçe zekileşmeye başlayan Charlie yazım yanlışlarını düzeltiyor, hatta anlaması zor kelimeleri yazı içinde kullanabiliyor. Aslında kitap Charlie'nin ameliyatın biraz öncesinde ve ameliyatın sonrasında başından geçenlerin bir güncesi.

Ailesi tarafından yok sayılan, annesinin sürekli değiştirmeye çalıştığı ve yeni bir kardeşi olunca evinden olmasına neden olan düşük zekası nedeniyle Charlie hayatı boyunca hep zeki olmak istiyor ve bunu başardığı zaman ise aslında çevresindeki insanların kendisine hep acıyarak baktığını, hiiç arkadaşı olmadığını ve kendisiyle sürekli alay edildiğini anlıyor. Geçmişte yaşadığı travmatik olayları yavaş yavaş hatırlamaya başladığında ise o zaman anlamadıklarını anlayarak duygusal açıdan yaralar alıyor.
Charlie zeki olma idealini gerçekleştirdiğinde aslında başka bir adama dönüşüyor ve içinde bir yerlerde hala zeki olmayan ve sürekli gülümseyen Charlie ile savaş haline giriyor. Tüm bunlar Charlie ameliyat olmadan önce aynı ameliyatın yapıldığı denek olan fare Algernon'da bir şeyler ters gitmeye başlıyor. Önceden Algernon kendisi için tasarlanmış oldukça karmaşık labirentleri kolaylıkla çözebilirken, gün geçtikçe tuhaflaşmaya ve daha az akıllı olmaya başlıyor. Charlie Algernon öldüğündeyse aslında ters giden şeyin ne olduğunu buluyor ve her gün Algernon'un mezarına çiçekler bırakmaya başladığında kendi sonuna da hazırlanıyor. Çünkü Charlie de Algernon gibi giderek tüm öğrendiklerini unutacak ve eski haline geri dönecek.
Kitapta öyle yoğun bir duygu var ki çoğu zaman gözlerimden yaşlar akmasını engelleyemedim. Charlie'nin yaşadıkları bizden, geçmişten, gelecekten ve tüm dünyadan bir şeyler. Belki de görmek istemediklerimiz, görmezden geldiklerimiz ve bir farkındalık oluşmasını engelleyen mükemmel dünyalarımıza çekilmemize neden olan duygularımız bizi insanlığımızdan uzaklaştırıyor. Bu gibi hayatı yansıtan kitapları her ne kadar okuması zor olsa ve duygusal bir çöküş yaşasam da okumayı çok seviyorum. Charlie ve Algernon'un birbirine bağlanmış kaderi bilinmeyi hak ediyor. Mutlaka okumalısınız, süper ve harika bir kitap demeyeceğim. Söyleyebileceğim tek şey gerçekten yaşadığınızı anlamak ve ne kadar şanslı olduğunuzu görmek için bu kitap güzel bir hediye.
Algernon'a Çiçekler yayınlandığı tarihten sonra birkaç kez sinemaya uyarlanmış. Kitabı okumadan önce de bunu biliyordum ama izlemeyi sonraya bıraktım ve sanırım ilk uyarlama olan Charly filmini izleyeceğim.
Umarım kitabı okur ve kitaplığınızın baş köşesinde ona bir yer ayırırsınız.
Kitabın sembolü: Kır çiçekleriKitabın altı çizilecek sözü: Hayat dediğin nedir ki? Labirentlerden oluşan bir kutu...
Kitabın mevsimi: İlkbahar
Kitabın müziği: Fazıl Say - Akılla Bir Konuşmam Oldu










